Archive for the ‘Kategorilenmemiş’ Category

Kilo Kaybı

Tuesday, February 10th, 2009

ALKOLÜN ZARARLARI

Friday, January 30th, 2009

ALKOLÜN ZARARLARI

Aşırı alkol kullanımı önemli bir sosyal ve tıbbi sorundur. Bir çok toplumda orta düzeyde alkol kullanımı kabul edilebilir. Ancak aşırı alkol kullanımı karaciğer,pankreas,beyin ve dolaşım sistemine büyük hasarlar verir.

Beyin ve Sinir Sistemi

Aşırı alkol kullanımının beyin ve sinir sistemi üzerine önemli etkileri vardır. Alkol geçici bir bellek kaybına da neden olabilir. Gerek yeni içmeye başlayanlarda gerekse aşırı kullananlarda içtikleri dönemin tümünü ya da bir bölümünü unutmak sık görülen bir durumdur. Aşırı alkol kullananlarda,içki bırakıldıktan sonra birkaç hafta süren geçici bellek kayıpları da görülebilir. Ancak alkolden uzak durulduğunda bellek sorunları ortadan kalkabilir.

Aşırı alkol kullanımı uyku bozukluklarına ve bütün gece uyuduktan sonra bile sabah bit-km kalkmaya neden olabilir. Beynimizin etkinliğiyle hafif veya orta uyku derinliği dönemlerinden,rüya gördüğümüz uyku dönemine geçeriz. Bu döneme hızlı göz hareketleri (REM) dönemi denir ki fiziksel ve ruhsal sağlığımız bu döneme bağlıdır. Ne yazık ki alkolün anestezik (narkoz benzeri) etkisi beynin yeterince REM uyku dönemi oluşturma yeteneğini etkiler ve bu durum aşırı alkol kullananlarda görülen sabah yorgunluğunun sebebidir.

Bazı kronik alkoliklerde Wernicke-Korsakoff Sendromu denen bir nörolojik bozukluk bulunabilir. Bu bozukluk özellikle kötü beslenen (özellikle yetersiz tiamin[B1 vitamini] )alkoliklerde görülür.

Hastalığın ilk belirtisi göz kaslarında ani güçsüzlük ve felce bağlı çift görmedir. Zamanla hasta yardımsız ayakta duramaz veya yürüyemez. Wernicke-Korsakoff Sendromu nda hasta özellikle yakın geçmişe ait olayları unutur,ayrıca çok ileri derecede bellek kayıpları da ortaya çıkabilir; dönem dönem kim olduğunu bile unutur. Ayrıca bu kişilerde kendi kendine konuşma, bulunduğu yerin ve zamanın farkında olmama ve halüsinasyonlar (gerçek olduğu düşünülen hayaller) görülebilir.

Wernicke-Korsakoff Sendromunun tedavisi bellidir:alkolden uzak durmak ve vitamin yetersizliği belirtilerini geriletmek için tiamin (B1 vitamini) kullanmak. Ancak bu bozukluğun yol açtığı şikayetler genellikle tam olarak ortadan kalkmaz.

Sindirim Sistemi

Alkol midenizin iç yüzeyini örten tabakayı tahriş ederek gastrite, kusmaya yol açarak midenin üst bölümü ve yemek borusunun alt bölümünde küçük yırtıklara neden olabilir; Mallory-Weiss Yırtıkları denen bu küçük yırtıklardan kanama olabilir. Uzun süre alkol kullanımı özellikle B vitaminlerinin (özellikle folik asit ve tiamin) ve diğer besinlerin emilimini engelleyebilir. Alkol kullanımını kestiğinizde bu sorunların çoğu ortadan kalkacaktır. Bununla birlikte, yağlanmış veya büyümüş karaciğer, alkol hepatiti veya yemek borusu varisleri gibi sorunlar acil tıbbi müdahale gerektirir.

Dolaşıma katılan alkol karaciğere gelir ve orada enzimler tarafından parçalanır. Sağlıklı bir karaciğer alkolü saatte 50 kalori oluşturacak bir hızla parçalar. Bu 30ml. viskiye eşittir. Eğer karaciğere gelen alkol bu miktardan fazla olursa, parçalanana kadar kanda kalacaktır.

Alkol kullanımından sonraki gün ortaya çıkan baş ağrısı ve ağız kuruluğunun nedeni pek belli değildir. Olası bir neden, alkolün idrar söktürücü etkisi nedeniyle oluşan su kaybıdır. Bu, dehidratasyona (vücuttaki sıvının azalması) neden olabilir. Bu şikayetlerin ortadan kalkması için dinlenmek, bol miktarda sıvı ve bir ağrı kesici almak gerekir (mide sorunu olanlar ağrı kesici kullanırken dikkatli olmalıdır).

Alkoliklerde akut veya kronik pankreas iltihabı da görülebilir.

Dolaşım Sistemi

Alkol geçici olarak kan basıncını düşürebilir. Ancak sürekli kullanıldığında kan basıncını yükseltebilir.

Sürekli ve aşırı alkol kullananlarda kardiyomiyopati denilen, kalp kasını harabeden ve aritmiden (kalp atışları ritminde düzensizlik) kalp yetmezliğine kadar çeşitli önemli sorunlara yol açan bir hastalık da sık olarak görülür. Az miktarda alkol kullanımı da kalp hastalığı olasılığını artırır.

Cinsel İşlevler

Alkol alışkanlığı erkeklerde empotansa (sertleşme kaybı) neden olabilir. Kadınlarda ise adet düzeni bozulabilir. Ayrıca anne karnındaki bebeğin sağlığını ve gelişimini bozacağı için, hamile kadınların kesinlikle alkol almamaları gerekir.

Kanser

Alkoliklerde kalp-damar hastalıklarından sonra en sık ölüm nedeni kanserdir. Alkol kullanmayanlara göre kansere yakalanma olasılıkları oldukça yüksektir (özellikle gırtlak, yemek borusu, mide ve pankreas kanserleri).

Nasıl Zayıf Kalırsın - Nasıl Kilo verebilirim.

Tuesday, January 27th, 2009

Nasıl Zayıf Kalırsın - Nasıl Kilo verebilirim. yıllardır milyarlarca para aktarılan bu sektorde size bir çok tavsiyede bulunacagız özellikle bir ögün yemek yemeyi kesin muhakkak geç yemek yemeyin kan şekeriniz düşerse hafif bir şeyler yiyin  ve zaman geçirici işler yapın hareketli olsun metebolizma bu diyet çok kilo derdi olmayanlara alternatif çok kilolular için ayrı seçimlemiz var. www.diyetci.org
Zayıflamak için yapmadığınız şey kalmadı fakat hala istediğiniz hızda kilo veremiyorsanız bazı şeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir.

1- Protein alın: Kahvaltı dahil her öğünde protein almak metabolizmayı hızlandırır ve daha çok kalori yakmanızı sağlar.

2- Unlu besinlerden uzak durun: Beyaz ekmek, pasta ve börek gibi karbonhidrat ağırlıklı besinleri bir süre mönünüzden tamamen çıkarın.

3- İşlenmemiş besinler yiyin: Yediğiniz her şeyin yüzde 90′ı katkısız ve doğal olmalı.

4- Nişastayı azaltın: Nişastayı günde bir porsiyona indirin ve bu porsiyonu akşam yemekten kaçının. Nişasta kaynağı olarak patates, fasulye veya yulafı tercih edin.

5- Meyveyi abartmayın: Günde 2 porsiyondan fazla meyve yemeyin. Bunlarda da yalnızca az şekerli ve bol lifli olanları tercih edin. Muzdan ve meyve suyundan uzak durun. Elma, armut ideal.

6- Süt ürünlerine dikkat: Süt ürünlerinden özellikle de inek sütünden uzak durun. Zaman zaman birkaç dilim peynir veya yoğurt yiyebilirsiniz.

7- Alkole yaklaşmayın: Bazı araştırmalar aksini söylese de alkolün meyve-sebzeden alamayacağınız hiçbir bir faydası yok.

8- Bitkisel yağlar kullanmayın: Ayçicek ve mısır yağından uzak durun. Bunlar fazla rafine edildiği için ısıtıldıklarında vücutta birikir ve damar tıkanıklığı yapar.

9- Yağ tipine dikkat edin: Ne kadar yediğiniz, ne tip yağ yediğinizden daha az önemli. Margarin ya da kızartma yağından uzak durun. En iyisi Omega-3 ve balık yağı.
10- Su için: Hem sağlıklı bir yaşam hem de zayıflamak için her gün mutlaka 8 bardak su için.

Çocuğunuzu övmeniz büyük fark yaratır!

Tuesday, January 20th, 2009

Çocuğunuzu övmeniz büyük fark yaratır!

cocuk-egitimi.jpgEbeveynler genellikle çocukları sözlü olarak övmenin ve gülümseme ya da kucaklama gibi diğer sosyal ödüllerin çocuk yetiştirmedeki önemini gözden kaçırırlar. Ebeveyn olarak övgünün
dikkat çekici şekilde iyi davranışlar ya da çocuğun muhteşem bir performansı için saklanması gerektiğine inanabiliyoruz. Çoğu zaman çocukların sessizce oyun oynamak ya da şikayet etmeden ev işlerine yardımcı olmak gibi iyi davranışlarını övme gereği duymuyoruz.
Oysaki araştırmalara göre, olumlu davranışların ilgi ve övgü görmemesi çocukların olumsuz davranışlarını arttırmaktadır.

aslında onlar bizim geleceklerimiz ve bu degere sahip çıkalım.eziyete etmeyelim sevelim deger verelim iletişim kuralım çocuklarımız ile.

(more…)

HAYALİMDE Kİ!

Tuesday, January 20th, 2009
HAYALİMDE Kİ!
Ey uzaklarda ki gizemli sevgili; Bilir misin ki yağan her kar tanesi bana seni taşıyor.

 

  

Merak ediyorum; ruhun hep benim yanımdayken sen nasıl yaşıyabiliyorsun o bilinmeyen yerlerde. Ve nasıl  bu kadar çok kalabiliyorsun benimle. Her an görüntün gözümün önümde ve sükunet dolu sakin sesin kulaklarımda.

Hala merak ediyorum, gerçek misin, yoksa hayal mi? Yıllarca kurduğum ve hayalimde olması bile bana mutluluk veren, hayal!

 

Ama artık bunu sormamalıyım. Biliyorum ki gerçeksin. Birbirimizin hayatına girdiğimiz günlerden beri, fiziksel olarak beraber olduğumuz zamanlar, ruhsal olarak benimle olduğun zamanlardan çok daha az. Ama ben yine de biliyorum ki sen gerçeksin.

Gizeminin içinde özlüyorsun beni, yokluğunda bile buradasın. Ve ben seninle o kadar çok konuştum ki artık bilemiyorum ne kadarı gerçekten seninle, ne kadarı hayalinle.

 

Geçen gün yanımda otururken, hiç bir fark yoktu neredeyse, hissettiğim ellerinin sıcaklığı dışında. Ben zaten her an aynen öyle yanımdaymışsın gibi hissediyorum ve her an sıcaklığın tüm varlığımı sarıyor. Rüya da bile öyle canlı, öyle gerçek konuşuyoruz ki, kurduğumuz cümleleri hatırlıyorum uyanıkken ve seslerimiz yankılanıyor kulaklarımda.  

 

Bunu ben mi kendime hissettiriyorum, yoksa sen mi yapıyorsun anlayamıyorum.  İki ruh anlaşmamış olsa, bu kadar beraber zaman geçiremezler ki. Ben buradayım, günlük hayatımı yaşıyorum, sen ise bulunduğun gizemli yerlerde kendi işlerinle uğraşıyorsun. Bunları yaparken kendinde bir eksiklik ya da yavaşlık hissediyor musun? Ruhun, benim düşündüğüm gibi hep benim yanımdaysa eğer, senin bedeninde bunun bir şekilde belirginleşmesi lazım, yorgunluk, yavaşlık ya da eksiklik hissi olarak. Belki de geçen gün, sadece 3 saatliğine, bu yüzden geldin, tamamlanmak için!

           

Bu gün istanbul karla kaplı ve karın yarattığı sisle.

Dışarıya baktığımda gördüğüm manzara, o parlak sisin arasında, yine senin yüzün. Ey sevgili, duy beni, hep  buradasın farkında mısın! Yormak istemem seni ama sadece ben değilim seni burada tutan, ne yağan kar ne de sis bunun sebebi. Gittikçe artan özlemimiz olsa gerek ve ruhunun gitmek istemeyişi buradan ve benim de göndermek istemeyişim.

Bilir misin ey sevgili, kalp atışları böyle aynı ritmi çalmaya başlayınca ve gönüller tutuşunca birbirinin hasretiyle, ne hayal, ne gerçek hiç fark etmez. Ben hep seninleyim, sen de benimle ve biliyorum ki her an bir aradayız.

 

Bu çalan kapı mı?

Yoksa sen mi geldin?

Gelen bedenin mi ruhun mu?

Ne kadarın burada ve ne kadarın daha buraya gelecek.

 

Çağlayana kapılınca bir kere sevdalı yürekler, hissedilen varolma aşkına katılınca bir de yeni sevgiler kim tutabilir artık, divane akılları oldukları yerde. Kim tutabilir artık sevdalı bedenleri oldukları yerde. Boşuna direnmemeli, başladı bir kere çağlayan akmaya.

  

Kalpte yaşayan hiç varolmasa da gerçekte ne fark eder!

Seviyoruz ya!

Merhaba dünya!

Tuesday, January 20th, 2009

WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!